Kuyruk Pençe

Evcil Hayvan Sosyalleştirilmesi

Kısa cevap: Yeni bir hayvanı eve getirdiğimde ilk iki hafta boyunca hiçbir şeyi zorlamıyorum. Sosyalleştirme dediğimiz şey, hayvanı bir sürü uyaranın içine atmak değil; her yeni sesi, kokuyu, insanı ve hayvanı onun taşıyabileceği dozda tanıtmak. Ben üç kuralla yürütüyorum: kısa tut, olumlu bitir, geri adım atmaktan korkma. Bu üçünü uyguladığım her hayvan, aylar içinde misafir zilinden korkmayan, veteriner masasında titremeyen bir canlıya dönüştü.

Sosyalleştirme Aslında Nedir, Ne Değildir?

İlk kedimi aldığımda sandığım şey şuydu: ne kadar çok insanla tanışırsa o kadar iyi. Yanlıştı. Bir hafta içinde eve gelen altı farklı arkadaşımdan sonra kedi yatağın altına yerleşti ve iki ay çıkmadı. O gün öğrendim ki hayvan sosyalizasyon eğitimi bir maruz bırakma yarışı değil, güvenli çağrışım kurma işi.

Sosyalleştirme, hayvanın yeni bir uyaranı gördüğünde "bu tehlikeli değil, hatta bazen güzel şeyler getiriyor" diye kaydetmesidir. Kaçınılması gereken şey ise "flooding" dediğim durum: hayvanı korktuğu şeyin ortasına bırakıp alışmasını beklemek. Bu yöntem çoğu zaman korkuyu kalıcı hale getiriyor.

İlk Günler: Küçük Alan, Az Uyaran

Yeni gelen her hayvana tek bir oda ayırıyorum. Mama, su, tuvalet, yatak ve bir saklanma noktası. Bu hazırlık kısmını iç mekan düzenlemesi üzerine yazdığım rehberde daha ayrıntılı anlatmıştım ama özü şu: hayvanın kaçabileceği bir yer olmalı. Kaçabileceğini bilen hayvan, kaçma ihtiyacı duymuyor.

Bu dönemde ben odaya girip yere oturuyorum, telefonla ilgileniyorum, hayvana bakmıyorum bile. Gelirse ödül, gelmezse sorun yok. Genelde üçüncü günde koklamaya başlıyorlar.

İnsanlarla Tanıştırma

Sıralamam şöyle:

  1. Ev halkı. Tek tek, sakin, yerden yükseklik farkı yaratmadan. Çömelerek, elin avuç içi yukarı bakacak şekilde.
  2. Bir misafir. Kalabalık değil. Misafire önceden "seslenme, üstüne eğilme, ödülü yere bırak" diyorum.
  3. Farklı profiller. Şapkalı biri, sakallı biri, bastonla yürüyen biri, çocuk. Hayvanların insanı silüetten tanıdığını fark ettim; şapka takan biri bazen tamamen farklı bir varlık gibi algılanıyor.

Çocuklarla tanıştırmada hep aynı cümleyi kurarım: hayvana biz gitmeyiz, hayvan bize gelir. Bu tek cümle, ısırma ve tırmalama vakalarının çoğunu baştan siliyor.

Diğer Hayvanlarla Tanıştırma

Bu kısmı acele edenlerin en çok pişman olduğu aşama. Kendi yöntemim:

Köpek-köpek tanışmalarını mutlaka dışarıda, yan yana yürüyerek yapıyorum. Karşı karşıya gelmek köpek dilinde meydan okuma sayılıyor; paralel yürüyüş ise tarafsız bir selamlaşma. Irkların karakter farkları da burada işe yarıyor; terrier grubu bir köpekle çekingen bir tazının tanışma hızı aynı olmuyor.

Çevre, Sesler ve Yüzeyler

Bence en çok atlanan kısım bu. Ben bir liste tutuyorum ve haftada iki üç maddeyi işaretliyorum:

KategoriÖrneklerNasıl tanıtırım
SeslerSüpürge, kapı zili, motosiklet, havai fişekÇok kısık sesle kayıttan başlayıp ödülle eşleştirerek
YüzeylerParke, çim, ızgara, metal masaÖdülü yüzeyin üstüne bırakıp seçim hakkı vererek
NesnelerŞemsiye, valiz, bisiklet, süpürgeYere bırakıp koklamasını bekleyerek
YerlerAraba, asansör, veteriner bekleme salonuGirip çıkmadan, sadece uğrayarak

Taşıyıcıyı da bu listeye dahil ediyorum. Taşıyıcı sadece veterinere giderken çıkarılırsa hayvan onu cezaevi arabası gibi görüyor. Benim taşıyıcı sürekli salonun köşesinde durur, içine kuru mama atarım, kapısı açık kalır. Ulaştırma konusunda yazdıklarımın özeti de bu.

Beden Dilini Okumadan Sosyalleştirme Olmaz

Geri çekilme sinyallerini öğrenmek, sosyalleştirmenin yarısı. Dikkat ettiğim işaretler:

Bu işaretlerden birini görürsem seansı orada bitirip mesafeyi artırıyorum. Davranışları anlama konusu ayrı bir başlık ama sosyalleştirmede en pratik ölçü aleti bu.

Temel Komutlar Sosyalleştirmeyi Kolaylaştırıyor

"Bana gel", "bırak" ve "yerine" komutlarını bilen bir köpekle parkta gezmek ile bilmeyenle gezmek arasında dağ kadar fark var. Komut e